Emsal KararlarKamu Hukuku

Avukatın Hakime Yönelik Kullandığı Beyanlar İfade Özgürlüğü Kapsamında Kalır Mı?

Avukatın Hakime Yönelik Kullandığı Beyanlar İfade Özgürlüğü Kapsamında Kalır Mı?

Anayasa Mahkemesi (AYM) İkinci Bölümünün Ahmet Haluk Altan Başvurusuna (12.11.2019 tarih ve 2015/14340 numaralı başvuru) ilişkin kararı 12.12.21019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Başvuruya konu olayda, bir hukuk davasında taraf avukatı olarak görev yapan başvurucunun dava dosyasına çeşitli tarihlerde sunduğu dilekçelerinde mahkeme hakimine yönelik olarak “kendi kafasından karar verdiği”, “davalı tarafmış gibi hareket ettiği”, “hızını alamadığı”, “yargılamanın seyrini zıvanadan çıkardığı”, “hafiye mantığıyla hareket ettiği”, “öküz altında buzağı aradığı”, “her duruşmada yeni bir ara kararı kuzuladığı” gibi ifadeler kullanmıştır.

Söz konusu ifadeler nedeniyle avukat hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı kamu davası açılmış ve yerel mahkemece avukatın eylemi sabit görülerek hakkında 8.840 TL adli para cezası verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanık avukat tarafından itiraz edilmemesi üzerine, karar kesinleşmiştir. Ancak, sanık avukatın sonradan başka bir suçtan mahkûm olması üzerine, hükmün açıklanmasına geri bırakılan karar, ilk kararı veren mahkemece açıklanmıştır. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay’ın ilgili dairesince hakaret suçundan dolayı verilen karar onanarak kesinleşmiştir.

Yargıtay’ın onama kararı üzerinde konu başvurucu avukat tarafından ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle AYM önüne getirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi; İfade Özgürlüğünün İhlal Edilmediğine Karar Vermiştir

Başvurucunun talebini inceleyen ve 5 kişiden oluşan AYM’nin İkinci Bölümü, 2 üyenin karşı oyuna karşılık, olayda ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Kararda, Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti uyarınca, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetlerin kullanılmasının başkalarının şöhret ve haklarının veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği, Anayasa’nın 26. maddesinde öngörülen ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü kapsamında, kamusal bir tartışmaya katkı sunma kapasitesi olmaksızın başkaları için temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksız ifadelerden kaçınma yükümlülüğünün söz konusu olduğu ifade edilmiştir.

AYM, hakimlerin mesleklerinin icrası sırasında, sebepsiz, mantık dışı ve saldırgan olmayan, eleştirilere somut olayın koşullarına göre katlanmalarının beklenebileceği, ancak diğer taraftan adalet sisteminde görev yapan hakimlerin de sebepsiz saldırılardan korunmasının da devletin görevleri arasında bulunduğuna vurgu yapmıştır.

AYM, bir davada avukatların veya tarafların hakimlerin yargılamayı yürütme biçimine yönelik eleştiride bulunabilmelerin ifade özgürlüğü kapsamında bulunduğunu, ancak tarafların bu haklarını kullanırken Anayasa’nın 12. maddesinde öngörüldüğü biçimde sahip oldukları ödev ve sorumluluklara uygun davranması gerektiği, bu bağlamda tarafların hakimin kişiliğini hedef alan, onu baskı altına almaya çalışan veya yargılamanın sağlıklı bir biçimde yürütülmesini engelleyen tutum ve davranışlardan kaçınması gerektiği, somut olayda ise avukat olan başvurucunun sarf ettiği sözlerin nahoş ve incitici nitelikte olduğunu belirterek, sözleri nedeniyle ceza alan avukatın ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Karşı oy gerekçesine göre; Avukatın Kullandığı İfadeler Eleştirinin Etkisini Artırmak İçin Kullanılan Metafor ve Halk Deyişi Niteliğinde Olup İfade Avukatın Özgürlüğü İhlal Edilmiştir.

Karara muhalif olan iki üye ise yazdıkları karşı oy yazısında; başvurucu olan avukatın kullandığı dilin kaba, rahatsız edici ve yargı ciddiyetiyle bağdaşmadığı kabul edilmekle birlikte, bu sözlerin amacının hakimin yargılama sürecinde izlediği yaklaşımı eleştirmek olduğu, öte yandan hakimin itibarını korunmasının da önemli olmakla birlikte, yargısal makamların ellerindeki yetkiyi hesap görme veya rövanş alma algısı yaratacak şekilde kişiler aleyhine ve cezalandırma yönünde kullanmalarının da yargı otoritesine ve saygınlığına zarar vereceği, ayrıca bu durumun savunma hakkının demokratik toplum düzeninde gerekli bir sınırlama niteliğinde bulunmadığı ifade edilmiştir.

Kanaatimizce, yargılama sırasında ifade özgürlüğü ve savunma hakkı arasında adil bir dengenin kurulması hususunda çok hassas davranılmalıdır. Bu bağlamda, tarafların ve özellikle avukatların, savunma haklarını kullanırken yapacakları eleştirileri, olayı kişiselleştirmeden ve hâkimin kişiliğini incitmeden yapmaları gerekmektedir.

Karara ulaşmak için tıklayın.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu